İnsan

İnsan bazen kartal kadar parçalayıcı bazen civciv kadar masum bazen yılan kadar sinsi olabilir…. bazen bir kaya kadar soğuk bazen bir anne yüreği kadar da sıcak olabilir… Bir ayet’i bir Hadis’i tefekkür ederken, maneviyat denizinde yüzerken, kendisinin ne olduğunu ne olmadığını bilmeli insan….. Bilirse kendini insan anlarki insanı insan yapan İSLÂM… yasin yüregir

Eşcinsellik Genetik mi

Eşcinselliğin, kimi insanda doğuştan var olduğunu söylüyorlarmış…. genetikmiş sözde…..
Kim demiş bunu diye baktınız mı…. Söyleyen bilim insanı eş cinsel ve bilimsel hiçbir dayanağı da yok.. Medya pislik Bilim insanı pislik olunca insanda olsa mertebesi düşüyor dışkıdan da aşağıya….
 
Allâh azze ve celle ne diyor bu konuda… Siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyor Haddi aşıyorsunuz…. araf 81….
 
Allâh’a iftira atmaktan başka nedir eşcinselliği genetik görmek… Olmayan şeyleri kulaktan dolma ileri sürmek…
 
Bilimsel bir sebeb mi aranıyorsa bu sapkınlığa, Psikoloğlar derki bu hususta; Birşeyde sınırı aştığın zaman Normal olandan daha az mutlu olmaya başlıyorsun…..
 
Bu ne demek bilirmisin ?
 
Eğer sen kadınlara yaklaşırsan tersten tatmin olmazsın karşı cinsten… girersin farklı arayışlara doyum ararsın sapkınlıklarda yasaklarda….. Sonra kılıf biçersin günahına…
 
Bilim gerçekte ne diyor neyi ispat ediyor biliyormusun…? Normal olanın dışına çıkmayıp sınırı aşmadıkça karı koca arasında cinsel yaşamdan en çok zevk alınır…. Normalin dışına çıkıldığında ruhsal bir hastalık halini alır….
 
Demekki neymiş homoseksüellik lezbiyenlik…? Asla genetik değilmiş ve pislikten haysiyetsizlikten insan olma onurunu yitirmişlikten öte birşey de değilmiş….
 
yasin yüregir/fetvaname sayfa 26

Kurban kesmek cinayet mi

Öncelikle kabaca bazı bilgileri gözden geçirmemiz lazım. Mesela bakınca yeryüzündeki yaşam formlarına Hayvanlar ve Bitkiler olarak iki sınıfa ayrılmakta İnsan, hayvan kategorisinde yer almakta…
Bitkiler kategorisine bakınca önce şunu sormak lazım kendimize. Bitkiler acıyı sevinci hüznü hissedebilirler mi…? Bilim insanları bitkilerinde acıya sevince hüzne gibi duyarlılıkları algılamaları tepki vermeleri olduğunu söylüyorlar.
Mesela benim Sansevieria isminde bir bitkim var, halk arasında kılıç çiçeği olarak bilinir. Onunla birgün konuşmasam dertleşmesem bana darılır ertesi gün bakarımki boyun bükmüş hafiften sararmış….. yani bana üzüldüğünü aynı gün belli ediyor… Bir kuzu gibi veya yavru bir kedi gibi sevimli harekatleri yok ama onunla konuştukça duruşundan kokusundan canlılığından onu hissedebiliyorum sevildiğini hissettikçe sevdiğini ve tepki verdiğini gözlemleyebiliyorum…
Şimdi siz söyleyin bu çiçeğimi mideye indirebilirmiyim…. ?
Hislerim buna mani olur zaten dinim de buna mani çünkü her bitki yenilebilir değildir her hayvanın yenilebilir olmadığı gibi.
Salata yaparken hafiften bıçak parmağını kestiğinde duyduğun acı ile o pencerenin önünde duran süs bitkisini temizlerken kaba davranman karşısında bitkinin duyduğu acı pekde farklı değil fakat sen hissedemiyorsun çünkü 20 ila 20 bin desibel arası algıya sahipsin.
Bu durumda Hayvan eti yemek hoş değilken Bitki yemek nasıl hoş olabiliyor.
Hiç etik değil ki Hayvanı algılayabiliyorum, bitkiyi ise nede olsa algılamıyorum diyerek birine hayır diğerine evet demek ve mideye indirmek… Sonuçta ikiside tepki verebilme yetisine sahip iki ayrı canlı türü….
Algılayamıyorum ama biliyorumki bitkilerde can taşıyor duyarlılıkları var bir ineğin veya bir tavuğun olaylara verdiği tepkiyi bitkilerde veriyor…… Hayvan etine karşıysam Bitkisel gıdalarada karşı olmam lazım.

Hayvan kategorisine baktığımız zaman Etciller Otcullar ve hem etcil hemde otcul olan canlılar söz konusu.
Etcillere bakıyorsunuz dişleri keskin ve mideleri ot hazmına müsait değil. Otcullara bakıyorsunuz dişleri düz ve mideleri et hazmına müsait değil.. Etcil ve Otcul İnsana bakıyorsunuz dişleri hem düz hem keskin midesi eti ve otu hazma müsait.
İnsan olarak kendime bakıyorum, olmazsa olmaz gereksinimlerim var. 21 Amino asit temin etmem gerekiyorki yaşamımı sürdürebileyim. Bunlardan bir kısmını kendi vücudum üretiyor. Diğer bir kısmını bitkisel ürünler tüketerek temin edebiliyorum. Ancak 8 adet amino asit varki Et yemeyince hiçbiryerden tedarik edemiyorum.
Ben bu 8 amino asidi temin edemezsem belki bana birşey olmaz olsada farkında olmam bir ihtimal yaşamımı sağlığımı etkilenmeden sürdürebilirim fakat bendeki bu eksiklik malesef doğacak çocuğuma yansıyacak. Vücudumun hücrelerimin sağlığımın su gibi gereksinimi olan bu 8 amino asidi et yiyerek temin etmem gerekiyor.
İnsan diyoruz ya… farklı olan birşeyler var diğer canlı organizmalardan. O fark mantık yürütebilme genel tabiri ile Akıl…. Bu akıl denilen şey neden sadece insanda var dediğimizde cevabı arıyoruz iki yerde… ikiside götürüyor aynı yere.. Evrimci teorisyenlere ve çalışmalarına bakıyoruz, bilim de ilerledikçe son sözleri bir yaratıcı var oluyor. son örneği evrim teorisinin mimarı darwin’in tüm çalışmalarını tamamlayan ve evrimin ikinci babası olarak anılan Antony Flew isimli bir bilim insanı. Son kitabının ismi Yanılmışım Tanrı Varmış… Zaten ateizmin çökmeside bu bilim insanının yaratıcının varlığını kabül etmesi ile oldu…
Bir diğer unsur din… Din deyince İnanç inanç deyince bakıyorsunuz ki su gibi bir ihtiyaç insanlar için. İnancı olmayan insanlara bakıyorsunuz, ya başlarına bir bela geldiğinde yada bilimde ilerledikçe, görmedikleri bir varlığın kendilerine yardım etmesini istiyorlar…
Biz kendi inancımıza bakalım; İslam nedir islam? Akli ve Nakli ilimler bütünü. Bu ne demek; Akli yani matematik fen kimya fizik jeoloji gibi birçok bilim alanları….. Birde nakli ilimler var.. Bunlar Hz. Muhammed aleyhisselam’ın beyan ettiği ilahi öğütler, davranışlar.
İslam bize kurban kesmemiz gerektiğini söylüyor ama neden? Yaratıcımızın buna ihtiyacımı var hayır yok bunu kendiside söylüyor zaten.. E o zaman neden Kurban kesmeliyim ki….
Düşünüyorum düşünüyorum…. kendim geliyorum aklıma…. Ben neyim diyorum kendi kendime katilmiyim diyorum…. Allâh azze ve celle, insan Cahildir deyince soruyorum kendime cahillik benim neremde…. Oysa çok kibarım insanlarla da iyi anlaşırım…… düşünürken böyle böyle diyorumki ben bir insanım ve bazen çok şefkatli hisler yoğunlaşsada üzerimde bazı zamanlar çok yırtıcı düşüncelerim de olabiliyor…. İşler yolunda gitmeyince… Sonra yine düşünüyorum ne böyle…. neden sabit değilim hep aynı iç güzelliğini taşıyamıyorum neden bazen bazı hisler beni ahlaksızlığa bazense cinayet işlemek istercesine kızgınlığa götürüyor… Nankörlük etmek Nankörlük görmek bile an meselesi oysa… neden farklı farklı hisleri duyguları olumlu olumsuz üzerimde barındırıyorum…. Neden bazen yırtıcı bazen mülayim bazen neşe dolu bazen ağresif olabiliyorum diye soruyorum kendime…. cahillik benim neyimde neremde onu arıyorum.
Sonra hayvan olduğum geliyor gözlerimin önüne…. Bakıyorum mantık yürütemeyen canlılara mesela Kartallara… nekadarda parçalayıcılar benim bazen hissettiğim duyguları yansıtıyorlar…. Sonra bakıyorum bir civcive….. Ne kadar da masumlar ne güzel neşeliler diyorum bazen benim taşıdığım hisleri yansıyorlar sanki…. sürüngenlere ağaçlara su canlılarına ve hatta can taşımayan kayalara bakıyorum…. Baktıkça anlıyorum ki ben bunların hepsiyim…. Anlıyorum ki insan olarak her canlının ve cansızın ifadesiyim…..
Peki diyorum bu güzel birşey mi…? Farklı bir anlam ifade ettiğime göre evet bu güzel birşey diyorum…. Kime neye farklı bir anlam ifade ediyorum diye soruyorum kendime… bakınca kainattaki tüm güzelliklere neden bukadar değerliyim anlam veremiyorum…. Yol üstündeki yeşillendirilmiş alanlara parklara bahçelere bakıyorum ve o yemyeşil çimenlerden herhangi birtanesi de olabilirdim diyorum…. Ama olmamışım…. Neden bir çimen tanesinden daha değerli bir varlık olarak varım bilmiyorum…. O çimen benim için var benim sulamama muhtaç, peki ya ben ne için varım ve ben neye muhtacım…. ve biliyorum birgün yok olacağım…. O çimen tanesi varya, benim üzerimde olacak….. Şuan ben ondan üstün gibi duruyorum ama öldüğümde o benim üzerimde olacak….. Burada şunu soruyorum kendime… Canlı iken sağlığım yerinde iken gördüğüm her canlıdan ve cansızdan bir özelliği bir hissi üzerimde taşırken beni insan olarak diğer canlı ve cansızlardan daha kıymetli hale getiren, bana bu kadar değer veren kıymetlendiren ve canımı kaybettiğimde bana daha değerli bir hayat vaad eden yaratıcımın bitmeyen bu değer verişi ve düşündüğümde beni öz annem ve babamdan daha çok sevişi bukadar açık bir gerçekken ben yaratıcıma teşekkür etmek için ne yapabilirimki…..
Bizden öncekiler düşünmüşler bunu bizde düşününce sonuç aynı oluyor… CAN… verebilecek daha değerli neyimiz var şu hayatta… Canımızdan öte…. Fakat istemiyor ki…. Çünkü bizim en kıymetli verebileceğimiz bir canımızdan öte birşeyimiz de yok… Var mı daha kıymetli birşeyi olan…. Evlat olabilir mi? Neden olmasın…. Evladımız için ölüme razı gelmezmiyiz… veya Evladımızı kurban etmezmiyiz…. Etmelimiyiz..? Hayır değiliz fakat istiyoruzki Ey Allâh’ım sen bizi yarattın yoktan var ettin hiçbir yarattığına vermediğin özgür iradeyi verdin… Akıl bahşettin ve bizim sevmek ve sevilmek gibi muhteşem hisleri yaşamamızı sağladın…. Üzüntülerimiz acılarımız bile bizlerin kendi kendimize yaptıklarından gelen hoşnutsuzluklardı… Fakat sevgi hep senden geldi….. istiyoruz ki bizimde sana memnuniyetimizi ifade edecek birşeyimiz olsun….
Bakıyoruz Allâh’a (azze ve celle) ne verebiliriz ki içimiz rahat etsin… en azından birşeyler yapmış olmak istiyoruz ama elimizde Canımızdan öte birşey yok…. Çocuklarımızı çok seviyoruz istemeye istemeye buyur Râbbim bizim en kıymetli varlıklarımız bunlar diyoruz olmaz diyor….. Buna rağmen içimizden öyleleri çıkıyor ki samimiyetsizlikle kendi egolarını tatmin etmek istercesine bencillik ve kibirle bakire kız çocuklarını ateşe atarak Rablerine kurban verdiklerini sanıyorlar…. Ve öyleleri çıkıyor ki içimizden bir ineğe bu Râbbimizdir diye tapıyor secde ediyorlar…. Allah teala ben onları siz etinden sütünden tüyünden faydalanın diye yarattım dedikçe onlar yaratılanı kendilerine ilah ediniyorlar….
Ve bakıyoruz ki yine bizim için gerekli olan ne bitkilerde ne dağlarda ne taşlarda var olmayan vücudumuzun sağlık gereksinimi olan aynı zamanda ısınmamızı sağlayan O kötü insanların pislik kokulu emellerine mani olan ve kendilerine canlıları ilah edinenlere sizin ilah edindiklerinizin kendilerine hayrı yok dercesine, bazı hayvanların Kurban olarak kesilmesini istiyor….
Kurban bayramı geldiğinde Kurban kesmek hem safı belli etmektir hem Sizin için bunları yarattım diyene şükretmektir hemde insan olma onurunu kaybetmiş kimselerin sapkın emellerine set çekmek mani olmaktır.
Et yemek cinayetse o zaman canlı vasfı bulunan bitkileri de yemek cinayet değilmidir….
Karıncanın dahi incitilmesine müsade etmeyen bir din sebebsiz yere mi Kurban Kes emri vermiştir…
Hz. Muhammed s.a.v komutasında Koskoca bir ordu şehre girerken önlerine çıkan, uyuyan bir köpeği rahatsız etmemek için rotasını değiştirmişken, Atına keyfi olarak binerek şehri gezen kişiye sen nasıl amacı dışında o ata keyfi binerek zulmedersin denmişken ve hayvanlara davranışın hak ve hukukuna dair nice örnekler varken, islam hayvanlara zulmeden bir din diyebilirmiyiz…
selam ve dua ile…

yasin yüregir fetvaname sayfa 15

Cennetin sekiz kapısı

1- Salât Kapısı (Namaz kılan Kurân okuyanlar) 2- Cihad Kapısı. (Şehitler) 3- Reyhan Kapısı (Oruç Tutanlar) 4- Sadaka Kapısı ( Zekat Verenler) 5- Hac Kapısı (Haca Gidenler) 6- Eymen Kapısı (Tevekkül Edenler) 7- Zikir Kapısı (İlim Yayanlar) 8- Af Kapısı (Af Edilenler)

 

Kalbini temiz tutki

Kalbini temiz tutki

Kalbini temiz tutki yaradana el açmaya yüzün olsun.

Kalbini temiz tutki içinin güzelliği yüzüne vursun.

Kalbini temiz tutki Allah her daim yardımcın olsun

Dostum! sen kime kulsun Aklın kalbine sorsun

Kalbini temiz tutki düşme ria batağına

Kalbini temiz tutki gıybet yapan olma

Kalbini temiz tutki sevilesin Allâh katında

Dostum! sen kime kulsun aklın kalbine sorsun

yasin yüregir/fetvaname/11

 

 

 

Ria kalpten atılmadıkça

Niceleri varki şu facebookta cihad ettiğini sanır…. Oysa düştüğü batak RİA..dır… Beğeni aldıkça daha çok kişiye ulaştığını sanır….. Gözü bildirim çubuğundadır….. fark etmediği birşey vardır…. facebookla tanışmadan önce Allâh diye atan kalp şimdilerde kaç beğeni aldım diye atmaktadır….. ve yalnışlar çoğalır….. Dinde tahrifin yolu açılmıştır… o hala kendini cihad da sanır… Oysa bir ayet bir hadis paylaşsa cüz dağıtsa kardadır amma birazda şirin görükmek zorunda olduğundan sağına soluna farkında olsada olmasada oyuncak olmuştur şeytanın lanetli avuçlarında… Ria (gösteriş-beğenilme hissiyatı) Kalpten atılmadıkça dolaşılmaz paşam şu face book ta……!!!

yasinyüregir/fetvaname/sayfa11